Yirmiyediye Veda Vakti
26 beni tanıyacak mı diye sormuştum kendime.
Nasıl bir hata yaptığımı şimdi anlıyorum. Yıllar geçiyor ve adil davranmıyor çoğu insana. Bende adalet arayışını bırakalı epey oldu açıkcası. Oysa bir yılın insana ne getireceğini, neler vaad edip, nelerini çalabileceğini, nasıl kolunu kanadını kırabileceğini bazen içimdeki kadını nasıl şahlandıracağını, şahlandırdığı gibi uçurumlardan atacağını... Nereden bilebilirdim?
Uzun zaman oldu... Aslında bu şimdiyi anlatan bir ifade cümlesi değil. Her şeyin üzerinden yıllar geçti.. En son ağladığım insanların, dans ettiğim sokakların, yaşımdaki rakamların üzerinden epeyce bir vakit geçti.
Hala aynı hissediyorum, hala aynı yerlerde geziniyorum hala 15 yıl önceki arkadaşlarıma sarılıyorum. Aynı yerden kanıyorum aslında hala.
Sadece oturduğum masalarda, hoş sohbetlerde, güzel bir şarkıda artık daha ağır hissediyorum. Kütleden bağımsız bahsettiğim şey. Dans ettiğim mekanları hatırlıyorum, dans etmenin hafifliğini. Artık salınıyorum sadece bir sağ bir sola. Mesela eskisi kadar konuşmuyorum ve eskisinden daha az dinliyorum insanları. Daha çok çalışıyorum, daha çok yetişmeye çalışıyorum. Yeni insanların kıyısından geçmeyi tercih ediyorum eskileri çok kıymetli.Kim olursa olsun dimdik başımı gösteriyorum. Sınırlarıma sarılıyorum. Herkesin eleştirdiği belki doğru görmediği sınırlarıma sevgiyle sesleniyorum. Anlamıyorum.
Sıklıkla birilerini anlamıyorum. İnsanların değerlerinden bu kadar uzaklaşmış olmalarını, kendilerine ördükleri duvarların bu kadar soğuk geçirmeye meyilli olmasını anlamıyorum.
Yanlış ve doğrunun bu kadar karışık olmadığını düşünüyorum. Özürleri yalan buluyorum.
Bir ses, bir şarkı kesiyor zamanı ortadan ikiye. İki yanımdanda aynı anda belki aynı oranda kanıyorum.
Biliyorum, ölmeyeceğim.
Yoksa bana yıllar önce nereden atlayacağımı tarif etmiştin ben hep kıyılarından seyretmiştim seni.
O yüzden biliyorsun, ölmeyeceğim.
Bazen bende kendi inadıma hayret ediyorum. Bir insanın hayatı nasıl bu kadar çaba gerektirirken o insan nasıl her defasında daha da üzerine eklediği bir çabayla yaşama hırsına tutunur bende hayret ediyorum.
Üstelik bunun bir refleks olduğunu düşündüm geçen gün. İsteyerek, bilerek, seçerek değil. Başka türlüsünü bilmediğimden yaşıyorum.
Hayal kırıklıklarının içinden kolumu ve göğsümü koruyarak geçiyorum. Yaralanmamak için. Yara almamak için. Gerçi 15 yaşımdan buyana aldığım hiçbir yara fiziken değildi. Ben kocaman bir salonda bangır bangır müzik çalarken iki insanın yan yana durup, kolları birbirine değerken kaybolduğunu gördüm. O mesafenin altında ezilmek, ezildiğin yerden doğrulmak ve yeniden açmak? Arsızlığımı hafife almayın isterim.
Açıkcası şuan gülümsüyorum. Evet tam arsızlığımdan bahsederken.
İnanılmaz güçlü hissediyorum ve hafiften zehirliyor beni hissediyorum.
Bu zehir sayesinde her sabah yeniden bıkmadan, usanmadan kalkıp aynanın karşısında kendimi selamlıyorum.
Bu zehir sayesinde bir soyunup bir giyiniyorum. Yirmi yedime veda etmeye az kala, artık biliyorum. Beni kim tanıdıysa huzursuz bir duygu gibi çıkıyorum bi yerlerden.
Dünyanın tüm fotoğraflarından kesilen yüz benim.
Yine de en çok kendimi hatırlıyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder