Dünya Bu Kadar
Bazen zihnim sadece kendini sabote ediyor.
Ben 120 ile giden bir arabada refüje çarpmaya ramak kala bıraktım düşünmeyi. Sanki gerçeklik algımı yitirmiş gibiydim. Zamanın yavaşlayıp durabildiğini, nefesimin kulağıma erişebildiğini öğrendim.
Üstelik tam da o gün yaşamayı çok sevmiştim! :))
Sabaha karşı denize girmek, üstelik hiç hazırlıksızken.
Pantolonumu çıkarıp henüz güneş görmediği için buz gibi olan kuma bıraktım. Hiçbir şey düşünmeden, yetişmeden, endişelenmeden.
Rüzgarı dinleyip üşürken, güneşin yavaş yavaş bana görünmesine binlerce anlam yükledim. Defalarca fotoğraf çektim. Nakaratından fazlasını bilmediğim onlarca şarkı söyledim. Büyülenmiştim.
Demek ki insanın başının dönmesi için bir şeyi ilk kez hissetmesine gerek yokmuş. Güneş her zaman doğacak ama her zaman aynı hissettirecek mi?
Sadece nereden doğacağına emin olduğumuz için mi heyecanımız?
Kendime çok fazla anlam yüklememeyi öğrendiğimden beri, sanki her kimliğe mensubum.
Dünya bu kadar dedim içimden, ufuktan seyredebilirsiniz. Oradan aşağı salınsam sanki öbür ucuna savrulacakmışım gibi.
Yine de hislerimin bir adını koyamıyorum. Sınır tanımıyor hücrelerimden taşıp eşlik ediyor hayata.
Kanatları yok kuş değil, yüzgeçleri yok balık değil, tanımıyor Allah'ı ve onun doksandokuz ismini.
Bazen birilerinin bana beni anlatmasını isterim, iyi bir dinleyiciyim.
Her kelimesine inanacağımdan, her kelimesinin yıkacağından emin olduğum birilerinin.
B a z e n.

Yorumlar
Yorum Gönder