Hayatın gerçek olduğunu hissettiğim anlara ihtiyaç duyuyordum son zamanlarda. Gerçeklik algısının ne kadar önemli olduğunu böyle zamanda anlıyorum, beni gerçeklikten koparan ve oradan oraya savuran hiçbir düşünceye yer vermiyorum aklımda.


Çünkü aklım, 

İnan ki bunca yıl bir usta inceliğiyle işliyor bedenimin her noktasını. Bundandır ki düşelim, kalkalım, gülelim ve sinirlenelim. Öfkeden tutuşup sönelim.

Ama aklımda alay edebilmenin cüretini karanlık köşelerden çıkarıp sana hiç göstermedim.


Maalesef sınırlarıma denk geldin…


Aslında şimdi nedenini anladım, insanlar için neden tercih edilemez olduğumu.


Kabul istiyorsunuz, şaşalı ama bir o kadar da mütevazi bi itaat. Sizi yerlerden alıp hiç yok yere göklere çıkarmamızı oralardan hafif inecek olsanız ortalığı yakıp yıkmak istiyorsunuz.


Yakıp yıkarsanız gitmeyelim istiyorsunuz, gidecek olursak tüm suçlarınızı bizimmiş gibi  omuzlarımıza almamızı bekliyorsunuz.  Yara bereler açmak, isterseniz oralarda çiçekler açtırmak.


Tüm bunları “gören, fark eden ve hisseden kadınları” asla yakın tutmuyorsunuz. Başınız dönüyor, dokunmak, sarmak, sevmek, acıtmak ve dünyadaki bir çok şeyden daha fazla yatağının etrafında dolanmak isteseniz de, ruhundan korkuyorsunuz.


İşte size hikayenin sonunu yüzlerce sayfa okumanıza gerek kalmadan ki bu çabayı dahi sarf etmeyeceğinizi de “kabullenerek” size söylemek isterim.


Başınızı döndüren kadınların hiçbiri “sizden haz almıyor beyler.” 


Aşk ve belki sevgi epey kapasite meselesi.


Maalesef ruhuma denk geldiniz…

Yorumlar

Popüler Yayınlar