"Sanırsın"
Sandım ki, sessizlik beni çekip çıkaracak, bilmediğim bir versiyonumu sunacak ve iki yanağımdan da öpücük konduracak.
Sandım ki, ben büyüyorum ve bu eğlenceli. Aslında başlarda fena değildi, bazı sokaklardan gerçekten süzüm süzüm süzülür, ayaklarımı sürte sürte yürürdüm. Birinin göz hizasına eğilir, kulağına bir şeyler fısıldardım. Anlamlı olmak zorunda değildi, sadece yapmak istemiştim şimdi de gitmek istiyordum.
Ben bir keresinde bir kaldırımda çok ağlamıştım. Ayaklarıma bakıyordum, vanslarımı kaldırımın çizgileriyle denk düşürmeye çalıştım önce işte o muazzam karenin içerisindeyim artık ağlayabilirim!
Neden kimsenin düşünmediği şeyleri düşünüp, umursamadıklarıyla kendime bir hayat kuruyordum ki?
N e d e n ?
Gürültü bir masada felakete doğru gidiyordum.
Sandım ki, bu yokuşu tek nefeste çıkarsam bu tepe beni sarar, ardında bırakır tüm kötü anıları.
Ben yapamadım. O yokuşu çıktım, o küçük kızı kadın yaptım, o kaldırımdan ayrıldım ama sonra düşündüm.
N e d e n bunca şeyi hep yalnız yaptım. Kalabalıktaydım?
Oysa birbirimize aşıktık, birlikte nevresimler değiştirdik, sokak boyu kavga ettik, oturup bir evi yanarken izledik.
Sandım ki, tüm bunlar bizim çabamız. Hem kaç kişi birileriyle biz olabiliyor ki. Kaç insan yan yana bir biz yapıyor?
İçimde sabah uyandığımda hazırlanmamış kahvelerin hüznü var açıkcası, çabasız anların bu kadar az olmasının mutsuzluğuyla doluyum.
Gözlerimle anlatmaktan ve hala anlaşılmıyor olmaktan yorgunum.
İnsanların hiçbir zaman mutsuzum demiyor oluşuna mutsuzum. Bildiğim her şeyi susmaktan, gördüğüm her şeyi kusmaktan yorulmayışıma da mutsuzum.
Bu mutsuzluktan öyle mutluyum ki, ayakkabılarımın bağcıklarını sıkı sıkı bağlıyorum.
Sanki,
Ayakkabılarımın bağcıklarını güzelce bağlarsam düşmem.

Yorumlar
Yorum Gönder