"Karşılıklı" Yanılgılar Üzerine
Bazı günleri özlüyorum.
Bir yer yatağı, panjurlar inik, yatağın hemen yanında bir balkon. Uyandığımda rüzgarın hareketlendirdiği perdeyi seyrediyorum.
Kendi evimde değilim ama kendi evimde gibi hissediyordum. Biliyorum işe gitmem gerekecek. Kalkıyorum ve üzerime giyecek bir şeyler arıyorum, biliyorum ütü masasının üzerinde.
Oyalanmak istiyorum ama. Siyah gömleğimi buluyorum, üstüme geçiriyorum. Yatağa yeniden bakıyorum. İnan hiç gitmek istemiyorum. Hiçbir yere.
Banyoya gidiyorum, yüzümü yıkıyorum. Ayılmıyorum. Yüzümü her aynaya döndüğümde gülümsüyorum.
O evden çıkarken bir daha ne olacağını bilmiyorum mesela.
Sadece ne hissettiğimi biliyorum. Sadece odaya baktığımda ne gördüğümü, neden dönüp dönüp yeniden yatağa çöktüğümü...
Hangi veda bu kadar güldürebilir ? Hangi veda bu kadar hatırlanabilir? Hangi veda siyah gömleğimin içindekini görebilir?
Bir bilmece yaratmıştık, yüzümüze her baktığımızda yeniden arıyor yeniden yanılıyorduk.
Yeniden gidiyor, yeniden geliyorduk.
Yanılgı burada başlıyor. Gidebileceğimize inanmakla. Dünyanın öbür ucuna gitmek bile olsa gelecektik hiç sormadan.
Ne hoşçakal, ne hoş geldin.
Sadece kabullendik, sadece karşıladık birbirimizi. Bazen gürültülü odalarda, bazen sessiz sokaklarda.
Bazen bazı şarkılarda, bazen bazı zamansız anlarda.
Ne hoşçakal, ne hoş geldin.
Dünyanın en pahalı yanılgısı içerisindeyim artık.


Yorumlar
Yorum Gönder